• 0

30 Kasım 2018, 13:56 - Anasayfa // GÜNDEM Haberi yazdır

Yazsak dert... Yazmasak dert...

Yazsak dert... Yazmasak dert...

Yazsak dert... Yazmasak dert...

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

Bu; 11 yaşında babası ölmüş, annesi kayıp bir kız çocuğu ile…
Bir kaymakam, bir milletvekili ve birkaç gazetecinin hikayesi…
Ve yer yine; Tokat’ın bir ilçesi…
 
Hikayenin sonundan başlayacak olursak;
Dün gece gazeteci arkadaşım Yakup Orakçı, bir yazı yazıyor ve hikayenin masum kahramanı 11 yaşındaki o kız çocuğunun dramını anlatıyor…
 
Geç saatte bu yazıyı gören Ak parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan’da, kaleme alan Orakçı’yı arayıp, gece, gece neden böyle dertlendiğinden girip, hikayeyi öğreniyor ve; “sen canını sıkma hemen Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünü arayıp, o yavrumuzu devlet korumasına alınması için elimden geleni yapacağım” diyor…
 
...
 
Bu hikayenin mutlu sonuydu…
Bir de başı var…
 
Hikayenin başlangıcı şöyle…;
Yaklaşık 10 gün önce Tokat’tayım…
Kalabalık bir grupla bir kafede sohbet ediyoruz…
Vakit gece…
Bir arkadaş geliyor ve beni dışarı çağırıyor…
Dışarı çıkınca; o yavrumuzun adı soyadı, ilçesi ve köyünün yazılı olduğu bir notu vererek, kısaca dramını da anlatıyor…
 
Kızımız 11 yaşında…
Annesi ile babası boşanmış…
Annesi zihinsel engelli olduğu için bir köydeki kardeşinin yanına gitmiş…
Babasını ise bir yıldırım çarpması sonucu kaybetmiş…
 
Kaymakamlık ilgilenmiş…
Köye gitmişler…
Çocuğu amcasına emanet etmişler…
 
Ama bana gelen bilgiye göre; çocuk kötü bir yerde yatıp kalkmaya mecbur bırakılmış…
Okula gitmesi engellenmiş…
Hayvan güttürülüyormuş…
 
Bu hikayenin özeti…
Kim bilir daha neler çekiyor yavrucak…
Hangi azarlar, horlanmalar...
Hatta belki şiddet…
 
Konu bana, “Siz yazarsanız bu dram gündeme gelir ve mutlaka çözüm bulunur” düşüncesiyle yazmam için getirilmişti…
Dinleyince de etkilendim üzüldüm…
 
Ama yazmak yerine ertesi gün yolumu uzatıp, o ilçeye gittim…
Çünkü kaymakam beyi tanıyorum…
Aram da iyidir…
Yazmak yerine, konuşup durumu anlatarak çözümüne yardımcı olayım istedim…
 
Başka bazı konuları da, özellikle iletişimimiz olan siyasetçi ve bürokratlarla bu şekilde halletmeye çalıştığım oluyor çünkü…
 
Bilgi geliyor, ben direkt yazmak yerine arıyorum…
Samimiyete dayalı, yanlış bulunan veya bulduğum şeyi söylüyorum…
Bilgi doğruysa ben ikna ediyorum ve düzeliyor… Doğru değilse, onlar beni ikna ediyor ve konu yazılmadan kapanıyor…
 
Kaymakam beye konuyu anlatıp, çocuğun bir an önce devlet korumasına alınması gerektiğini söyledim…
Hemen hatırladı yavrucağı...
Hatta cep telefonundaki birlikte çekindikleri fotoğrafı gösterdi…
Sonra bir kaymakamlık çalışanını çağırıp, çocuğun okula gönderilememesi ve hayvan güttürülmesiyle ilgili bir bilgi geldiğini söyleyip, durum ne, diye sordu…
O memur arkadaş da, çocukla aynı köyden olduklarını, bilginin yanlış olduğunu, çocuğun okula devam ettiğini söyledi…
 
Ben yine de bir araştırılmasında ısrar edince, kaymakam bey memur arkadaşa; “bir araştır bakalım” dedi…
Tamam efendim diyerek çıkan memur arkadaş biraz sonra döndü ve “efendim geçen yıl böyle bir hadise yaşanmış, buraya çağırıp uyarmışız. Düzelmiş artık okula düzenli gidiyormuş. Hayvan da güttürülmüyormuş” dedi…
 
Bu bilgi biraz olsun rahatlatsa da tam ikna olmamıştım…
Neyse ki, o memur arkadaş biraz sonra tekrar içeri girdi ve, “efendim bilgi doğruymuş. geçen yıl olduğu gibi bu yılda çocuğu okula göndermemiş, devamsızlık var. Ayrıca hayvan da güttürüyormuş” dedi…
 
Bunun üzerine kaymakam bey bu konularla ilgilenen birimin psikoloğunu çağırdı…
Ona da durumu anlatıp; "biz bu konuyla ilgili ne yapıyoruz" diye sordu…
Psikolog genç kızımız da durumu bildikleri ama amcayı zaman, zaman kaymakamlığa çağırıp, “yapma” diye tembihlemekten başka bir şey yapılmadığını destekleyen şeyler söyledi…
 
Ben bir kez daha çocuğun devlet korumasına alınmasını vurgulayınca kaymakam bey…
“Çocuğu amcadan almamıza mani bir durum var mı?” diye sordu…
“hayır” dedi ve ekledi genç psikolog; velayeti amcada değil zaten…
Bunun üzerine kaymakam beyde; “tamam o zaman hemen çocuğun devlet korumasına alınması için çalışma başlatın” dedi…
 
...

Rahatlamıştım…
 
Tabi konuyu da takip etmeye devam ettim…
İki gün sonra kaymakam beye yazdım ve, “çocuk devlet korumasına alınıyor mu?” diye sordum…
“İlgileniyoruz, amcayı çağırdık, şu gün gelecek kaymakamlıkta konuşacağız, gerekli yardımı sağlayacağız” dedi…
Ben yine çağırmakla, konuşmakla bir yere varılamayacağını… Çocuğun devlet korumasına alınması gerektiğine yönelik düşüncemi tekrarladım…
 
Aradan yine birkaç gün geçtikten sonra tekrar sordum…
Bu kez; “Amca geldi konuştuk, bir daha yapmayacak. Çocuğun ihtiyacı için yardımlar yapıp gönderdik…” cevabı aldım…
Ve bir kez daha dedim ki; bu olmaz... bu çözüm değil... çocuğun devlet korumasına alınması lazım…
 
Yahu kardeşim bir köpek yavrusundan değil, bir insan evladından bahsediyoruz…
İki yıldır aynı hata tekrarlanıyor… Hangi akla hizmet hala o kapıda bırakılır…?
 
Bir gece diş ağrısına dayamayan, sabah doktorun kapısını kesen, koca-koca insanlarız yahu...
Koskoca insan değil, bir yavrudan...
Bir gece değil 2 yıl yani 730 günden bahsediyoruz...
 
Bahsettiğimiz bir kız çocuğu..
Eşya mı bu…?
Ne bu kırılınca tamir mi ediyoruz…?
Tamir olmazsa atıp yenisini mi alıyoruz…?
İki yıl aynı hata tekrarlanmış, daha neyi bekliyoruz acaba…?
 
Hepi topu 11 yıllık ömrünün 2 yılı kayıp yavrunun...
Belki de zulüm... Çile...
Bilemiyoruz...
 
Velhasılıkelam; kaymakam bey durumun ne ciddiyeti, ne ehemmiyeti, ne hassasiyeti nede aciliyetini bir türlü anlayamadı…
Anlatamadım…
 
Anlatamadım çünkü; bende fıtratımın dışına çıktım…
Oysa fıtratıma uygun olanı yapmalı... yazmalıydım…
Millet bana derdini yaz diye getiriyor, ricacı ol diye değil…
Zaten kendileri o yolları defalarca denedikleri, o kapıları aşındırıp çözüm bulamadıkları için son çare bana getiriyorlar…
 
Anlayacağınız bende de hata var…
O sebeple bu satırları okuyanlardan, meseleyi bana getirenlerden... özellikle de o masum yavrucaktan özür dilerim…
 
Neyse ki; bir gazeteci arkadaşımın yazısı ve o yazıyı okuyan bir milletvekilimizin duyarlılığı ile mutlu sona ulaşıldı…
Yavrumuz devlet korumasına alınacak inşallah…
 
Bu vesile ile Gazeteci Yakup Orakçı ve Milletvekilimiz Mustafa Arslan’a çok teşekkür ediyorum…

...
 
Kaymakam bey mi...?
Ona ne diyeceğimi bilemiyorum…




Tokat Haber 60




YORUM YAZ

BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Tokat Haber 60 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer GÜNDEM Haberleri

Tümü

RÖPORTAJ

Afyonkarahisar'da yepyeni bir Sinanpaşa yükseliyor
Afyonkarahisar'da yepyeni bir Sinanpaşa yükseliyor
0 Mart 2014 tarihinde yapılan Yerel Seçimde Ak Parti'den Afyonkarahisar Sinanpaşa Belediye Başkanı seçilen Murat Karakoyun, Afyonkarahisar'ın yükselen yüzü Sinanpaşa'yı Relax Medya Yönetim kurulu başkanı Bülent Kumaş'a anlattı

FOTO GALERİ

E-BÜLTEN ABONELİK

Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Gülbahar Hatun Mah.Meydan Sokak No.10 TOKAT
Tel :0 (356) 212 48 84
Faks : 0 (356) 212 48 84
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]