29 Mayıs 2020, 12:07 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

FETHİ VE FATİH'İ ANLAMAK

FETHİ VE FATİH'İ ANLAMAK

CAFER AKIN

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 1078 kez okunmuştur

 
İstanbul’un fethinin 567 yılını kutluyoruz. Çağlara armağan olsun…
 
Ne yazık ki her 29 Mayıs, surlarda mehteranla, temsili fetih gösterileriyle, ışık ve efektlerle halkı ve gençliği sahiplendiremeden kutluyoruz.
 
Çocuklarımız ve gençlerimiz zaferin akademik, tarihi, ve askeri önemini, çağlar ötesine verdiği sesi bilsin, duysun, yaşasın istiyorum…
 
Bunun içinde 21 yaşında 1500 yıllık bir imparatorluğa son veren Fatih Sultan Mehmet Han’ı tanıyalım, tanıtalım…
 
Çok eğitimli, Beş yabancı dili konuşuyor, yazıyor… Askeri ve komutanları sevk ve idarede kurmay bir deha… Ufku çok geniş… Hali ve geleceği muhteşem analiz ediyor. Komutanlarına güveniyor, yetkilendiriyor ama son kararı hep o veriyor. Anı ve zamanı iyi okuyor…
 
Zafer sonrası beylikten imparatorluğa geçmenin ilkleri uygulamaya sokmaktan geçtiğini biliyor…
 
Biliyor ki bir müjdeye nail oldu. O da Peygamberimizin: “İstanbul elbet fetih  olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”
 
Bu müjdenin verdiği sorumlulukla ilk icraat olarak 1299 dan 1453’e kadar uygulanan örfi kuralları yazılı “Kanunname-i Ali Osman“ yani ilk anayasayı yürürlüğe koymuştur. Bu anayasa devletin bekasını esas almıştır. Böylece devletin idari, siyasi, ekonomik ve askeri yapısı kalıcı kurallara bağlanmıştır. Bir örnek vezir-i azam  maddesi: “Bil ki vüzera (bakanlar) ve  ümeranın (amirlerin) vezir-i azam başıdır. Cümlenin ulusudur. Oturmada, durmada ve mertebede cümleden mukaddemdir. (öncedir)“
 
İlk defa altın para bastırılarak ekonomide uluslararası değer-takas sistemi kurulmuştur…
 
İmparatorluğun idare merkezi olarak Topkapı Sarayı yaptırılmıştır…
 
Kanunla divana (Bakanlar Kurulu) Vezir-i azam’ın başkanlık etmesi uygulamasına geçirilerek güven ve yetki erkini devletin temeli yapmıştır.
 
İstanbul Üniversitesi’nin temeli: Sahn-ı Seman Medreseleri'ni kurarak fenni, edebi, askeri ve güzel sanatları akademik olarak öğreten yapı oluşturuldu… Düşünün Sahn-ı Seman çevresinde otuz bin esnaf alt yapı hizmeti veriyordu…
 
İstanbul’un fethinde ilk defa Macar mühendis Urban‘ın döktüğü havan topları ve ateşli silahlar kılıcın yerini almış bu teknoloji Bizans’ı çaresiz bırakmıştır…
 
Zaferden sonra yayımladığı: “Galata Ahitnamesi” ile: “Bizanslılar oturdukları belde de kilise ve ibadethanelerini muhafaza edebileceklerdir. Dinimizi kabul etmeleri için asla bir zorlama görmeyeceklerdir. Galata ahalisine ahd ederim ki kendilerini bir köle sıfatıyla idare etmeyeceğim…” der. Ara ara kilisedeki ayinlere katılır…
 
Bu kadar kısa zamana büyük işler sığdıran Fatih Sultan Mehmet Han aynı zamanda döneminin en önemli şairidir. Avni mahlasıyla (takma isim) yazdığı şiirler birer şaheserdir… Örnek: “Kimse yok kimsesiz / Herkesin var kimsesi / Ben bu gün kimsesiz kaldım / Ey! Kimsesizler kimsesi..” şiirine Mustafa Kemal: “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir…” diyerek  kuruluştan kurtuluşun idealini belirler…
 
Genç Hakan’ın bir özelliği de geçmişine Orta Asya’da ki soydaşlara sevgisidir.. Bu sevgiyi yazdığı Uygurca bir fermanla gösterir. Bu fermanla, Hüseyin Baykara’ya bilgi verir… Bu ferman ilk ve sondur… Fermanda: “Emti (şimdi) Tengri (Tanrı) inayetiyle (yardımıyla) kışlay (kışlamak için) İstanbulga (İstanbul’a) keletur biz (gelmekteyiz)…” der…
 
Yine İtalyan ressam Gentile Bellini’ni ye 1478 yılında portresini yaptıracak kadar da moderndir…
 
Tokat Gaziosmanpaşa Lisesi’nden öğrencim olarak iftihar ettiğim Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu bir makalesinde Japon Türkolog Prof. Yuzo Nagata’nın tespitine yer verir: “Batıyı anlamak için önce Osmanlı’yı anlamak gerekir. “der… Yine Nagata, Amerikalı bir Türkologla Galata Köprüsü’nden İstanbul’a bakarken: ”İstanbul ne kadar güzel.” sözüne Amerikalı Türkolog: ”Evet bir de Türklerin olmasa…”der… İnancım odur ki: Paris, Fransa’ya; Londra, İngiltere’ye; Washington, ABD‘ye nasıl yakışıyorsa İstanbul, Türkiye’ye öyle yakışıyor… Tarih hazmedelim diyor…
 
Ulu fethin marşını yazmak, Tokatlı şair Arif Nihat Asya’ya nasip oldu. Gençlere ve kendini genç hissedenlere: “Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın; / Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın… / Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın? / Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!“
 
Evet, bin yılın kapısını açan Fatih Sultan Mehmet Han’a; bin yılın kapısını kapatmayan Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun… Selam olsun…
 
Atatürk: “İstanbul’u alan büyük Fatih bu azametli ve kudretli padişah bütün İslam dünyasının, bütün Türk dünyasının hakkıyla istifade edebileceği bir zattır…” der…
 
Prof. Dr. Afet İnan Atatürk’ün Fatih’e hayranlığını her fırsatta ifade ettiğini ve en büyük arzusunun İstanbul’a bir “Fatih Anıtı“ yapmayı arzuladığını yazar… Bu arzu 29 Mayıs 2005’te gerçek olur.
 
Fethin 567. yıl dönümünde Fatih’in kuruluş ruhunu; Atatürk’ün diriliş ruhunu yaşarsak, yaşatırsak ne güzel olur…
 
NE GÜZEL OLUR…
 
NE GÜZEL OLUR…


 Tokat Haber 60 internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Haber 60 Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine röportaj
Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine röportaj
Euroaz Tarım Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine keyifli bir röportaj.

FOTO GALERİ

E-BÜLTEN ABONELİK

Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Gülbahar Hatun Mah.Meydan Sokak No.10 TOKAT
Tel :0 (356) 212 48 84
Faks : 0 (356) 212 48 84
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]