03 Haziran 2020, 09:15 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

UMUT ÇİÇEĞİ

UMUT ÇİÇEĞİ

Av. SEMİHAT KARADAĞLI

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 4322 kez okunmuştur

"Biz büyüdük kirlendi dünya" Murathan Mungan bestelenen şiirinde dünyayı nasıl da kirlettiğimiz aslında ne güzel anlatıyordu. Hala kirlenmemiş, çocuklar ve çocuk masumiyetini yüreğinde taşıyan mücadeleci insanlar kurtaracak bu dünyayı.
 
Albert Einstein; "Tarımı ihmal eden Ülkeler intihar ediyor demektir. Gelişmiş ülkenin semalarında ne kadar çok uçağın uçtuğu değil ne kadar çok arının uçtuğu önemlidir. Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlarda ölür." derken aslında gözünü para hırsı bürüyen tüm insanları ne güzel uyarmıştı. dinledik mi hayır. Her gün dünyayı talan etmeye devam ettik.
 
Dr. Guy McPherson; "Ekonominin doğadan daha önemli olduğunu düşünenler, para sayarken nefes tutmayı denesin." demiştir. Para sayarken değil ama artık ne yazık ki yaşamak için nefesimizi tutmayı insanların birbirine dokunmadan sanal bir dünyada yaşamaya başlamasını öğreniyoruz.
 
İnsanların aslında yeniden öğrenmesi gereken belki de doğal olmak, samimi ve sevecen olmak. Ne çok değerli insanı, güzel şeyleri kaybettik hala kaybediyoruz. Bir çok güzel insan atına binip sonsuzluğa gidiyor. Biz her zaman olduğu gibi yaşarken değerini bilmediğimiz o değerli insanları yitirdikten sonra arkalarından ah vah ediyoruz. Belki de artık şöyle bir düşünüp kendimize çevremize sımsıkı sarılmalı ve kıymetlerini bilmeliyiz.
 
Hayatta bir şeyler zor geldiği yorulduğum zaman kendimi ve ruhumu şımartmak için sevdiklerimle zaman geçirmeye ve sevdiğim kitaplara sarılıp o satırlarla mutlu olmayı seçerim.
 
Yaklaşık üç aydır evde hapis -hayatı yaşıyoruz. Hepimizin dayanma sınırları zorlanıyor. Bu nedenle sizleri ve içinizde büyümeyen çocuğu şımartmak için benim çocukluğumun çocuk ruhumun sevgi kaynağı Antoine de Saint-Exupery'in  Küçük Prens isimli kitabından bir kaç alıntı ile seslenmek istiyorum.
 
Her çocuğun ama mutlaka her büyüğün okuması gereken bir kitap. Okumayanlar ne yani bize çocuk kitabımı öneriyorsun deyip gülebilirler. Ancak okuduktan sonra hayata bakışlarının değişeceğinden emimim. Bu kitap hayatı sorgulayan bir felsefe kitabı. Ne zaman kendi içimde kaybolmak istesem kendini içinde bulup nefes aldığım bana çocuk ruhumu hatırlatan kitaplardan birisidir.
 
Siz hala okumadınız mı? Bence hala geç kalmış sayılmazsınız. Ama lütfen kaç yaşında olursa olsun çocuğunuza mutlak alın ve okutun. Sevginin , dostluğun ne demek olduğunu sorgulayacağı bir kitap.
 
Peki ne demişti küçük prens. Neden hem çocuklar hem büyükler onu bu kadar çok seviyordu.
 
Birkaç örnek verelim o zaman size...
 
Leon Werth'e; Bu kitabı bir büyüğe sunuyor olmamdan dolayı çocuk okurlarımın beni hoş görmelerini dilerim. Bunu yapmamın çok ciddi bir nedeni var: o, benim dünyadaki en iyi arkadaşım. ikinci nedenim de şu: bu adam her şeyi anlıyor, çocuk kitaplarını bile. üçüncü bir nedenim daha var: fransa'da yaşıyor şu anda, aç ve üşüyor. biraz yüreğinin ısıtılması ona iyi gelir. eğer bütün bu nedenler size yeterli gelmiyorsa, o zaman ben de bu kitabı onun çocukluğuna armağan ederim. bütün büyüklerin bir zamanlar çocuk olduğunu biliyoruz. pek azı bunu hatırlasa da...
neyse, sunuşumu şöylece değiştiriyorum: Leon Werth'in çocukluğuna...
**
Büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. Onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur.
*
Her sabah kendinize çeki düzen verdikten sonra, gezegeni de köşe bucak temizlemelisiniz.
*
"Doğru" dedi kral. "Herkesten verebileceğini kadar istemek gerek. Otorite her şeyden önce mantık ister. Gidip de halka kendilerini denize atmalarını emrederseniz, devrim yaparlar. Ama, itaat istemek benim hakkım, çünkü ben mantıklı emirler veriyorum."
*
Sorduğu sorunun peşini bırakmayan Küçük Prens, "Ya benim günbatımım?" diye hatırlattı.
"Eveet, senin günbatımın..." dedi kral. "Tamam, günbatımına kavuşacaksın, bu konuda emir vereceğim. Lâkin kendi yönetim ilkelerim çerçevesinde, koşulların olgunlaşmasını bekliyorum."
*
Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.
*
İnsanların artık anlamaya zamanları yok. Dükkânlardan her istediklerini satın alıyorlar. Ama dostluk satılan bir dükkân olmadığı için dostları yok.
*
"Sana inanmıyorum. Çiçekler narin yaratıklardır. Saftırlar. Ellerinden geldiğince kendilerini korurlar. Dikenleriyle çok yırtıcı olduklarını düşünürler."
 
"Yani sen gerçekten çiçeklerin o dikenleri kötülük etmek için taşıdıklarına mı inanıyorsun?"
"Hayır! Hayır! Hiç bir şeye inanmıyorum. Öylesine söyledim. Ben önemli şeylerle uğraşıyorum."
Küçük prens hayretler içinde bana baktı.
"Önemli şeylerle!"
Elimde çekiç, parmaklarım motorun yağından simsiyah olmuş bir halde o çirkin şeyin üzerine eğilmiş halime baktı.
"Büyükler gibi konuşuyorsun."
 
Gerçekten kızmıştı. Altın sarısı buklelerini sağa sola salladı.
 
Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.
 
Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.
 
Eğer bir kişi, milyonlarca yıldızda sadece bir tane bulunan bir çiçeği seviyorsa, o yıldızlara baktığında mutlu olmasına yeter bu.
 
—Hoşça git, dedi tilki. Vereceğim sır çok basit: insan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
—Gerçeğin mayası gözle görülmez.
—Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
—Uğrunda harcadığım zamandır.
—İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun…
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
—Gülümden ben sorumluyum…
 
İnsanlar  güzellikleri görmeyi unuttular hayat gailesi teknoloji değişen dünya içinde değer verdikleri şeyler de değişti.
 
Yüreğinizden sevgi ve güzellikler hayatınızdan sağlık ve sevdikleriniz , pencerenizden gün ışığı, yüzünüzden tebessüm eksilmesin.
 
Sevgiyle kalın..


 Tokat Haber 60 internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Haber 60 Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine röportaj
Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine röportaj
Euroaz Tarım Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Adnan Atmaca ile yaş sebze ve meyve ihracatı üzerine keyifli bir röportaj.

FOTO GALERİ

E-BÜLTEN ABONELİK

Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Gülbahar Hatun Mah.Meydan Sokak No.10 TOKAT
Tel :0 (356) 212 48 84
Faks : 0 (356) 212 48 84
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]