23 Ekim 2020, 22:09 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

DİNLEMEK NE KADAR ZOR?

DİNLEMEK NE KADAR ZOR?

YAKUP ORAKCI

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 227 kez okunmuştur

Güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. (Epiktetost) Yunan filozof
 
Politikacılar söz söyleme sanatı üzerine ne kadar mahirdir, bilirsiniz. Bir politikacı konuşmaya başladığı zaman, bırakın cevap vermeyi, soru sormaya bile vakit bulamayabilirsiniz.
 
Politikacıların  temel sorununun bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü politikacıların söz söyleme üzerine harcadıkları vakit kadar, dinlemeye vakit ayırsalar ülkenin sorunları çözülürdü.
 
Niye böyle düşündüğümü açıklayayım!
 
Eğitimde öğretmenlerin öğrencilerden istediği ilk şey dinlemeleridir. Söze dileyin, diyerek başlarlar ve öğretmek istedikleri bilgileri aktarırlar. Daha sonra da öğrenip öğrenmediklerini ölçmek için öğrencileri konuştururlar.
 
Yine eskilerin bir sözü vardır, büyüğünü dinle, ibrik ötmeden, ibiği ötmesin diye. Bu da halk arasında, yaygın eğitimde de dinlemenin önemli olduğunu gösteriyor.
 
Psikologlar, psikiyatrist ve hatta tüm doktorlar hastalarının sorunlarını çözümlemede, eleştirmeden tüm dikkatlerini vererek, dinleme temeline dayalı bir uygulama kullanırlar.
 
Demek ki sorunun başı da çözümün şekli de dinlemekten geçiyor.
 
Fakat bize dinlemenin nasıl olacağı şekilde kimse bir şey söylemedi. İşin sırrı da burada yatıyor gibi. Evet insana yaşam boyu “Dinle” denir de nasıl dinleneceği anlatılmaz. Bunca kullanılmasına rağmen, dinlemenin metodu öğretilmez.
 
Epiktetost yukarıda ifade ettiğim sözü, dinlemenin bir sanat olduğunu ortaya koyar. Dinlemek ilişkilerimizin can damarıdır ve aslında konuşmaktan zordur. Konuşurken sadece aklımızda olanı, bildiğimizi düşünerek aktarırız.
 
Tespit edilmiştir ki, bir dakikada ortalama 125 kelime söyleyebiliriz. Oysa aynı sürede 400 kelime düşünebilmekteyiz.
 
Aslında bedensel yaratılışımızda dinlemenin önemi vardır. Çünkü konuşmak için bir ağzımız var, buna karşılık dinlemek için iki kulağımız var. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz, iki dinleyeceğiz, bir konuşacağız. Duyduğumuzu, dinlediğimizi yanlış anlama ihtimaline karşı tekrar edilmesini de isteyeceğiz.
 
Çünkü bazen yanlış duyuyoruz, yanlış duyduğumuzu da yanlış aktarıyoruz. Sonuç itibariyle başlangıçta beyaz denilen en son çıkışta kara olabiliyor.
 
Yani sazı eline alıp konuşmak marifet olabilir, fakat dinleyerek doğruyu bulmak ise hakikattir. Galiba tüm bunlar biraz da saygıyla, görgüyle, edeple ilgili.


 Tokat Haber 60 internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Haber 60 Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgül, 'Herkes Kur'an'ı okuyup, anlayabilir. Kur'an, anlaşılması en kolay kitaptır' dedi.

FOTO GALERİ

E-BÜLTEN ABONELİK

Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Yeşilırmak Mah. Orkide Sok. Saymaz Apt. Zemin Kat No: 8 TOKAT
Tel : (0356) 212 4884
Gsm : (0546) 449 5162
Bu site 0.171 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]