10 Haziran 2017, 04:37 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

KORKUYORUZ, KORKMUYORUZ, KORKMALIYIZ

KORKUYORUZ, KORKMUYORUZ, KORKMALIYIZ

ÖMER ALTIN

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 907 kez okunmuştur

Bir çoğumuz Anadolu’nun Eğitimsiz, Yoksul ama örfi olarak ta olsa dindar sayılabilecek, ailelerinden birinin ferdi olarak köylerde doğarak, okul hayatına oradan başlayarak hayatımızı ilmik ilmik dokuyarak bu noktalara geldik. Bir kısmımız daha şanslı sayılmakla beraber bir kasabanın, şehrin mütedeyyin bir memur, işçi, yada küçük bir esnaf çocuğu olarak hayata başlamış ,Ülkenin içinden geçtiği durumdan ders çıkaran babalarımız tarafından cami ile, cemaat ile tanıştırılmış, bir kısmımızda dindar nesil olsunlar diye İmam-Hatip –Liselerine gönderilmişiz.
 
Dinin değer gördüğü Dindarın değer görmekten ziyade itilip kakıldığı bir takım dönem ve süreçlerden geçerek bu günlere geldik. Bir çoğumuz siyasal İslam’ın arka bahçeleri olan okullarda yetişmenin verdiği avantajla, siyasete olan ilgimiz hep diri kaldı. Aldığımız dini terbiye, yönlendirildiğimiz hedefler kazanılabilir hedefler olmakla beraber bir çoğumuza göre ütopik idi. Tek başına iktidar, Bizden başbakan, Bizden cumhurbaşkanı hayalleri rüyalarımızı süslese de sonunda varmak istediğimiz hedef sadece o makamları ve ona bağlı olan devletin diğer alt makamlarını temsil etmek değildi. Zira biz En’am 162 “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” Gibi bir hayat tarzını benimsemiş. Dünyayı yine En’am 32 “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? Ayeti mucibince fani makamlara aldanarak hedeften sapacak bir nesil olmayacaktık.
 
Peki ne oldu öncesinde Belediyeler sonraları Refah-Yol hükümeti ile tanıştığımız iktidar nimetleri bizim gözlerimizi kamaştırdı, beklentilerimizi değiştirdi. Allah bize merhamet göstererek bizi 28 şubat ile sınadı. Zira bizim inancımıza göre hayır gördüğümüzde şer, şer gördüğümüzde hayır olabilirdi. Hayır ve şer Allahtan idi. 28 Şubatta başörtülü okuyup okumamakla, yada dindar mütedeyyin kamu çalışanlarının bu haliyle kamuda ayakta kalıp kalamamakla sınanması, Esnafın yeşil sermaye olarak etiketlenip kamu baskısı ile sınanmasıyla imtihan edildik. Kimimiz başörtüsünü füruat görerek zincirin ilk kırılan halkalarını oluşturduk, Kimimiz bıyıkları kazıyarak hatta keçi sakallar bırakarak kendimizin bile inanmadığı takiyye(!) metodunu denedik. Kimimiz rızkın kefili Allah iken eşlerimizin kızlarımızın başlarını açtırarak ilk hizaya girenlerden olduk.
 
Kimimiz zoru tercih ettik okullar sizin olsun, maaşlarınızda sizin olsun devletinizde sizin olsun dedik direndik bedel ödedik. Sonra Allah rahmetini tekrar gösterdi Ak parti iktidarı ile baskı dönemi bitti, feraha kavuştuk.
 
Geçen 12 yılda artık devletin her kurum ve kademesin de dindar, mütedeyyin, başörtülü, alnı secdeli insanlar görünmeye başladı, Eskisi gibi dini yönü zayıf olan, yada dini tercihini laik ,liberal çizgide sürdürenler bile dine ve dindara düşman değillerdi.
 
Bu zafer miydi elbette ki önemli bir kazanımdı ama zafer değildi. Allah kulunu yeryüzünü imara değil ıslaha görevlendirmişti.
 
Elbette ki geçmişte eksik kalan insan menfaatlerine uygun yollar, okullar, hastanenler, köprüler, yaşam alanlarının imar edilmesi çok önemli idi. Bu yatırımları öncesinde tamamlayan batı medeniyetleri ABD,AB ülkelerinde olduğu gibi, Yada körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn vb. ülkeler bizim bir yönüyle ulaşmak istediğimiz hedeflerdi. İmar hizmetlerini tamamlamış, inancından ve giyiminden dolayı farklılaştırılmayan bir medeniyet inşa etmek istesekte asıl hedef Kuran ve sünnet çerçevesinde yaşam çerçevesi hududullah ve sünnetullaha ile çizilmiş bir toplum inşa etme arzumuz vardı.
 
Dünyevileştik dünyanın zevk ve şatafatı bizi aldattı, Tercihlerimizi değiştirdik, Artık yaşamımız ile bilincimiz altında yatan eski inançlarımız arasında sıkışıp kaldık. Nesli ve ekini (dünyalık kazanma yolları) ifsat ettik, beş bin liralık evdeki koltuğumuzla beş bin liralık plazma televizyonumuzdan beş bin liralık koltuğa oturmuş, Cübbeli hocadan hasırda yatan peygameberi, Ömer döngeloğlundan kefeni eksik kalan mekkenin en yakışıklı ve varlıklı genci musabbin umeyr i ve Nihat hatipoğlundan çeyizsiz gelin giden hz. Fatımayı dinleyerek duygulanıyor ağlıyoruz. Sonrasında iki bin tl lik cep telefonumuzla suriye yazıp 3072 ye bir sms gönderiyor ferahlıyoruz. Sabah olduğunda evdeki giyinmeyen eski kıyafetlerin yanına 50-100 tl lik bir kumanya paketi ile iki yüzbin tl lik arabamızla bir fakire götürüp huzura kavuşuyoruz. Devlet makamını temsil edenlerimiz beytül malın hazinelerini Allah için(!) bizden olan, bizim olan arkadaşlarımıza kardeşlerimize peşkeş çekiyoruz. Artık çocuklarımızın tesettürü, imam hatipli olup olmamaları, eş tercihleri, düğün tercihleri, kazanç yolu tercihi hiç önemli değildi hedefe varmış herşey bizim herkes bizden olmuştu. Artık hiçbir eleştiriye tahammül edemez olduk.
 
Bizi eleştiren herkes düşman, karşı taraftan siyonizmin adamı oluyordu.
 
Sahi kaçımız haftada üç öğün çocuklarımızla yemek yiyor, kaçımız çocuklarımızla haftada kaç vakti cemaatle namaz kılıyoruz.
 
Allah yoklukla ıslah eder varlıkla helak eder. Şimdi akıllılarınız(!) bu istediklerini yapmada seni engelleyen ne var diye sorsun?
 
Aynı yaşam alanlarını aynı sosyal hayatı paylaşan asgari ücretli eş ve çocukları ile asgari ücretin on katına sahip insanların eş ve çocuklarının birlikte yaşadığı sosyal çevrede mütedeyyinlik adına nefsi emmarelerini ezip “benimde olsun, benim niye yok” u mezara gömmüş nefsi mutmainneye ulaşmış bir nesli inşa etme gücü ve cesareti olanlar bize yardım etsinler.
 
Bize rehber olan hz. Peygamberin ve ashabının, imamı azam ların, Said nursilerin, Zahit Kotkuların, Süleyman Hilmi Tunahan'ların yaşamları benzeşirken, Şimdi Bizden olan devlet ve hükümet başkanlarının, tarikat ve cemaat liderlerinin, topluma yön vermeye çalışan kanaat önderlerinin yaşam standartları ve tarzları ne öncekilere uyuyor nede bizimkilere, Takva artık servet ve makamda olmuş.
 
Peki bu kutlu doğumda peygamber gelse bize gösterdiğin yol bu ey Resul, buyur tarikatımızın, cemaatimizin, partimizin başına geç diyebilir miyiz. Evimizi, işyerimizi ,gündelik hayatımızı sıkılmadan onunla paylaşabilir miyiz.
 
Evet artık kazandıklarımızı kaybetmekten KORKUYORUZ, Ahireti kaybetmekten KORKMUYORUZ. Zamanın tükenmek olduğundan KORKMALIYIZ…


 Tokat Haber 60 internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Haber 60 Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Afyonkarahisar'da yepyeni bir Sinanpaşa yükseliyor
Afyonkarahisar'da yepyeni bir Sinanpaşa yükseliyor
0 Mart 2014 tarihinde yapılan Yerel Seçimde Ak Parti'den Afyonkarahisar Sinanpaşa Belediye Başkanı seçilen Murat Karakoyun, Afyonkarahisar'ın yükselen yüzü Sinanpaşa'yı Relax Medya Yönetim kurulu başkanı Bülent Kumaş'a anlattı

FOTO GALERİ

E-BÜLTEN ABONELİK

Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Gülbahar Hatun Mah.Meydan Sokak No.10 TOKAT
Tel :0 (356) 212 48 84
Faks : 0 (356) 212 48 84
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]