KÖŞE YAZISI ¦ AĞUSTOS, ZAFERLER AYIMIZ ÜSTÜNE… / 30 Ağustos 2026
♦♦♦… Zaferler ayının 104 yılında bize bu cennet vatanı emanet bırakan bozkurtlar ordusunun bütün başbuğlarına selam olsun… Selam olsun …♦♦♦
Yüce Türk Milleti; Malazgirt Zaferinin 955 ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104 yılı kutlu olsun…
Coğrafyayı vatan yapanlara selam olsun… Selam olsun…
Efendim, Ermenistan, Yunanistan, İsrail ve sömürülen melez topraklar ve yaşayanları için: “The illegitimate children of the West” Türkçesi: “Batının gayrimeşru çocukları” cümlesi yaygın olarak kullanılır. Bu kavramı Mehmet Doğan. “Taklitçilik, aidiyetsizlik, kendi toplumuna üstten bakış projesi” olarak görür…
Batının proje olarak kullandığı ülkelerin ortak özelliği; mutlak kilise ve sinagog yönlendirmesiyle soykırım, başka inanç ve ırklara siyasi ve adli baskısı, uluslararası insan hak ve hürriyetlerini yok sayma… “Batı bizi destekliyor.” Şımarıklığı ile Batı Trakya, Karabağ, Filistin, Myammar ve Afrika…

Rusya, 1814 yılında sıcak denizlere inme idealini gerçekleştirmek için çok gizli “Filika Eterya” örgütünü kurar. Amaç; Yunanlıları Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklandırmak. Bağlı ve bağımlı bir devlet kurmak. Yerli Türk, Yahudi, Arnavut ve Makedonları göçe zorlamak. Soykırıma teşvik etmek…
Mora.5 Ekim 1821 Tripolice; 32 000 Türk ve Yahudi Yunan komutan Thedoros Kolokotrunis ve kilise onayıyla katlediliyor. Çoğunluğu kadın ve çocuk… Komutan anılarında: ”Kilometrelerce, atımın ayağı insan cesetlerinden yere değmedi” diye itiraf ediyordu…
Rusya’nın bu projesinden, İngiltere ve Fransa rahatsız olur. Rusya devre dışı bırakılarak batının gayrimeşru çocuklarından Yunan Krallığı 3 Mart 1830 yılında Londra Protokolü ile kurulur. Kral olarak helen ırkından değil Alman Bavyera’lı Otto atanır ve otuz yıl görevde kalır… Sonra Yahudiler kurdukları: “Nili” istihbarat örgütüyle İngilizlere çok önemli destek sağlarlar. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandırırlar. Ermenilerde Çanakkale Savaşını fırsat bilip Doğu Anadolu’mda isyan ve soykırım yaparak tehcirin şartlarını hazırlarlar. Her yabancı okul ve kilise Rus, İngiliz ve Fransız cephaneliği haline geldi… Ülkemde büyük bir içgöç ve kaos yaratıldı…

Amaç: Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak…
Amaç: Haçlı ruhunu canlandırmak…
Amaç: Ordumuza bütün coğrafyamızdan cepheler açarak yormak ve yok etmek… Galiçya, Balkan, Sarıkamış, Filistin, Arabistan, Irak-Suriye ve nice cepheler. “Nefer şehit, ordu gazi olacak.” Selam olsun …Sonuç: 13 Kasım 1918 İstanbul işgal edilir…
Sonuç: 15 Mayıs 1919 İngiliz ve Fransızların korumasında batının gayrimeşru çocuğu Yunanlar İzmir’de…

Menemen Olayı’nı da hazırlayan hain işbirlikçiler ve yerli Rumlar kılavuz… Soykırım başlıyor…
Sonuç: Düşmana ilk kurşun. Gazeteci Hasan Tahsin şehit. Ruhu şad olsun…
Sonuç: Sevr… Kara gün..Avusturya İstanbul Büyükelçisi Ogier Ghislain: “Türk Mektupları” adlı eserinde derki: Türkleri hafife almayın-onların disiplinini ve liyakat sistemini örnek alın. Son nasihat: ”Her karanlıkta içlerinden bir güneş doğar”
Bu güneş: Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve isimsiz kahramanlar…
Bu güneş: Mustafa Kemal haykırıyor: “Geldikleri gibi gidecekler… Geldikleri gibi gidecekler…
Çağlar ötesinden kopuz sesleri: “Aylardan Ağustos-günlerden Cuma / Gün doğmadan evvel iklim-İ Rum’a / Bozkurtlar ordusu geçti hücuma…”
“Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu / Ardından Oğuzun elli bin tuğu / Andırır Altay’dan kopan bir çığı…”
Ogier Ghislain Haklı çıktı… Bozkurtlar ordusu, Başbuğ Ulu Önder Mustafa Kemal önderliğinde şahlandı…

Malazgirt 26 Ağustos 1071 de açılan vatan kapısından;
Dumlupınar 30 Ağustos 1922 …
İzmir 9 Eylül 1922…
İstanbul 6 Ekim 1923… 4 yıl 10 ay 23 gün sonra şanlı ay-yıldız göklerde…
Tek ses çağlar ötesine: “Geldikleri gibi gittiler… Geldikleri gibi gittiler…”
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene…”Kolay olmadı… Ama Yüce Türk Milleti, karanlığa, hürriyet ve istiklal meş’âlesini yaktı…
Önce İşgali ret eden yerel: “müdafa-i ve hukuk Cemiyetleri.” Kuruldu. Tokat’ta, Zile’de, Niksar’da ve Erbaa’da kurulan cemiyetler mitingler, Rum ve Ermeni çetelere karşı ortak savunma, maddi yardım toplama, halkı bilinçlendirme Kongrelere hazırlık ve temsilci tayin etme… Erbaa topladığı 16940 lirayı İzmir’e gönderir… Sonra bütün cemiyetler Atatürk’ün başkanlığında tek merkezde birleşir. Hukuki yapı kazanır.

Yazımda, Ulu Önder ve bilinen silah arkadaşları yerine unutulmaması gereken isimsiz iki kahramanı anacağım: Maraşlı Senem Ayşe ve Topkapılı Cambaz Mehmet…
Senem Ayşe, Fransızlara karşı kurulan; Kuvâ-yı Milliye ‘de mücadele eden eşinin şehadeti üzerine onun kanlı elbiselerini giyerek orduya katılır. Önce kendi evine yakın bir Fransa cephaneliğini kendi evini de yakarak imha eder. Yine birçok korunan Ermeni Kilisesi’ne silah ve cephane indirildiği istihbaratını alır. Yürekli üç arkadaşıyla birlikte cephaneliği patlatır. Sonra kağnısıyla ambülans hizmetine talip olur cepheden yaralı taşır… Selam olsun Ruhu şad olsun…

Topkapılı Cambaz Mehmet (1874-1932) İstanbulludur… Tulumbacı olarak çalışır. Çok uzun boylu, zayıf, atik, sportmen, ustaca her türlü silah, bıçak kullanan özel yeteneklere sahiptir. Dönem İstanbul’unun kabadayıları, yankesicileri, katilleri onu tanır ve sayarlar…
Askere alınınca Çanakkale’de Atatürk’ün yakınındadır. Verilen emirleri anında yerine getirir… İstihbarı ve özel kuvvette ki başarısı Atatürk tarafından “Çavuş” rütbesiyle taçlanır.

Savaş biter. İşgaller başlayınca Atam O’nu bulur. Mehmet Bey “Şehremini istihbarat cemiyeti” kurduğunu ve binlerce siville emrinde olduğunu söyler. Karakol ve Mim Mim cemiyetleri tek çatı altında toplanır: Başında Topkapılı Cambaz Mehmet bey. Üst rütbeli subaylar ile birlikte…
İlk icraat, arkadaşı Kadıköylü şoför Murat ile birlikte İngiliz İŞGAL kuvvetleri komutanı General Sir Harington’un sıfır makam arabasına el koyarak devletleştirip Akşehir’de Fevzi Çakmak Paşa’ma teslim ederler. Bu araç Atatürk’ün makam arabası olur.
Atatürk ve arkadaşlarının – Tokat’lı binbaşı M. Vasfi’de vardır – Anadolu’ya geçişte güvenliği ve istihbaratı sağlar…
İngilizlerin Atatürk’e düzenledikleri suikastı bertaraf ederler…
İngiliz ve Fransızlara ait 54000 süngü, 320 makineli tüfek, 1500 tüfek, 1 batarya, top, 10000 asker giysisi, 100000 nal, 15000 mataraya el koyarak Anadolu’ya taşır.Savaş bitti…
İstanbul. 6 Kasım1923 işgal kuvvetleri Yunanlıları yüz üstü bırakarak ülkemizi terk ediyorlar…
Geldikleri gibi gittiler…
Geldikleri gibi gittiler…

Cumhurbaşkanı Atatürk Topkapılı Cambaz Mehmet’i unutmaz. İstanbul’dan milletvekilliği teklif eder. Mütevazı bir şekilde kabul etmez. Bağlanan 1500 lira maaşı Kızılay’a bağışlar. İstiklal Madalyasını şerefle taşır.
Zaferler ayının 104 yılında bize bu cennet vatanı emanet bırakan bozkurtlar ordusunun bütün başbuğlarına selam olsun… Selam olsun…
Her 30 Ağustoslarda zaferleri yaşamak ve yaşatmak ne güzel…
Bütün zaferleri batıya ve gayrimeşru çocuklarına hatırlatmak;
NE GÜZEL…
NE GÜZEL…
–¦—¦—¦–
Cafer AKIN / 30 Ağustos 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.