KÖŞE YAZISI ¦ Sessizlik de Bir İletişimdir / (Sessiz Evlilikler-1) / 07 Ağustos 2026
KÖŞE YAZISI ¦ Sessizlik de Bir İletişimdir / (Sessiz Evlilikler-1) / 07 Ağustos 2026
Bir evin içinde en çok hangi ses yankılanır?
Çocukların kahkahası mı?
Televizyonun uğultusu mu?
Kapıların açılıp kapanması mı?
Belki de hiçbiri…
Çünkü bazı evlerde en yüksek ses, sessizliğin kendisidir.
Toplum olarak konuşmayı iletişim sanıyoruz. Oysa insan yalnızca kelimeleriyle konuşmaz; bakışıyla, susuşuyla, yüzünü çevirmesiyle, derin bir nefesiyle, hatta cevap vermemesiyle bile bir mesaj gönderir.
Sessizlik de bir iletişim biçimidir.
Fakat bu iletişimin dili, kelimelerden daha ağırdır.
Bir zamanlar saatlerce sohbet eden iki insanın bugün aynı masada oturup birbirlerine söyleyecek tek cümle bulamaması, ilişkinin en görünmez kırılmalarından biridir. Çünkü ilişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, küçük suskunlukların birikmesiyle yorulur.
Danışmanlık odasında sıkça duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Artık tartışmıyoruz.”
İlk bakışta umut veren bir ifade gibi görünür. Oysa çoğu zaman bunun devamı gelir:
“Çünkü artık konuşmuyoruz.”
İşte asıl tehlike burada başlar.
Tartışmak, hâlâ birbirine ulaşmaya çalışmaktır. Kırgınlıkla da olsa “Beni duy.” diyebilmektir. Oysa uzun süren sessizlik, bazen vazgeçmenin en zarif şeklidir.
Bir eş diğerine artık gününü anlatmıyorsa…
Sevincini paylaşmıyorsa…
Üzüldüğünde omzuna yaslanmıyorsa…
Sorular sormayı bırakmışsa…
İlişkide yalnızca kelimeler değil, umut da azalmaya başlamıştır.
Elbette her sessizlik kötü değildir.
Bazen iki insanın yan yana oturup hiçbir şey söylemeden huzur bulabilmesi, ilişkinin en olgun hâlidir. Gerçek yakınlık, sürekli konuşma ihtiyacı hissetmeden de birlikte kalabilmektir.
Ancak sessizlik, iletişimin yerine geçtiğinde; açıklamanın yerine tahminler, yakınlığın yerine mesafeler geçtiğinde, ev aynı kalsa da yuva olma duygusu yavaş yavaş eksilmeye başlar.
Bir ilişkinin çöküşü çoğu zaman gürültülü değildir.
Ne kapılar sertçe kapanır…
Ne yüksek sesler yükselir…
Ne de herkes bunu fark eder.
İlişkiler bazen fısıltılar arasında değil, sessizliklerin gölgesinde tükenir.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Evimizdeki sessizlik, huzurun sessizliği mi; yoksa birbirimize söyleyemediğimiz cümlelerin ağırlığı mı?
Çünkü iletişim sadece konuşmak değildir.
Bazen en uzun cümle, hiç kurulmamış olandır.
Sessiz Evlilikler serisinin bu ilk yazısını, tek bir cümleyle bitirmek istiyorum:
Bir evde sessizlik uzuyorsa, mutlaka dinlenmesi gereken bir hikâye vardır.
–¦—¦—¦–
Şenay GÜL
Sosyolog Uzman Aile Danışmanı / 07 Ağustos 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.