KÖŞE YAZISI ¦ Bir Evlilik Nasıl Yorulur? / (Sessiz Evlilikler-10) / 25 Ağustos 2026 Kimse evlenirken bir gün birbirine yabancı olacağını düşünmez. Nikâh masasında verilen sözler, ömür boyu sürecek bir..
KÖŞE YAZISI ¦ Bir Evlilik Nasıl Yorulur? / (Sessiz Evlilikler-10) / 25 Ağustos 2026
Kimse evlenirken bir gün birbirine yabancı olacağını düşünmez.
Nikâh masasında verilen sözler, ömür boyu sürecek bir yolculuğun heyecanını taşır. Gözlerde umut, yüreklerde güven vardır. O gün kimse, yıllar sonra aynı evin içinde birbirine “Günaydın” demeden geçen sabahları hayal etmez.
Çünkü hiçbir evlilik bir anda tükenmez.
Bir evlilik yorulur.
Ve yorgunluk, sessiz adımlarla gelir.
İlk zamanlarda “Biraz sonra konuşuruz.” denilen cümleler vardır.
Sonra o “biraz sonra” günlere dönüşür.
Günler haftalara…
Haftalar yıllara…
Konuşulması gereken meseleler ertelenir, kırgınlıklar halının altına süpürülür. Kimse fark etmez ama ilişkinin omuzlarına görünmeyen yükler binmeye başlar.
Evlilikleri büyük sorunlar kadar, küçük ihmaller de yorar.
Eve girerken göz göze bakmamak…
“Hoş geldin.” demeyi unutmak…
Bir teşekkürü gereksiz görmek…
Özür dilemeyi gurura yenik düşürmek…
Bir dokunuşu ertelemek…
İnsan, sevdiği kişiyi ihmal ettiğini çoğu zaman fark etmez. Çünkü ihmal, kötü niyetle başlamaz. Hayatın telaşı, işin yoğunluğu, çocukların sorumluluğu derken eşler birbirlerini listenin en sonuna bırakırlar.
Ne gariptir ki en çok değer verdiğimiz insan, bazen en az zaman ayırdığımız kişi olur.
Sonra bir gün biri şöyle der:
“Eskisi gibi değiliz.”
Diğeri şaşırır.
“Ne zaman değiştik?”
Asıl cevap şudur:
Bir günde değil…
Her gün biraz daha.
Bir evlilik, büyük kavgalar yüzünden değil; küçük ilgisizliklerin tekrar etmesiyle yorulur.
Her duyulmayan cümle…
Her ertelenen sarılma…
Her görmezden gelinen gözyaşı…
Her “Şimdi sırası değil.” sözü…
İlişkinin duvarından sessizce bir tuğla eksiltir.
Ve bir gün insanlar dönüp geriye baktıklarında, yıkımı tek bir olaya bağlamak isterler.
Oysa yıkımın faili çoğu zaman tek bir gün değildir.
İhmal edilen yüzlerce küçük andır.
Evlilikte en tehlikeli cümle “Artık alıştık.” cümlesidir.
Çünkü alışmak bazen huzur değildir.
Bazen birbirini fark etmemeye başlamaktır.
Oysa sevgi, alışkanlık değil; emek ister.
İlgi ister.
Merak ister.
İnsan, yıllardır aynı evde yaşadığı eşine bile zaman zaman yeniden “Sen bugün nasılsın?” diye sorabilmelidir.
Çünkü insanlar değişir.
Dün güçlü görünen biri bugün yorulmuş olabilir.
Dün susan biri bugün konuşmak istiyor olabilir.
Dün ihtiyacı olmayan bir omuz, bugün en büyük ihtiyaç hâline gelmiş olabilir.
Mutlu evliliklerin sırrı hiç sorun yaşamamaları değildir.
Sorunlar büyümeden birbirlerine ulaşabilmeleridir.
Yorulan evlilikler de yeniden nefes alabilir.
Ama bunun için önce yorgunluğu inkâr etmek değil, kabul etmek gerekir.
“Biz iyiyiz.” demek bazen kolaydır.
Asıl cesaret, “Birbirimizi ihmal ettik.” diyebilmektir.
Çünkü kabul edilen her sorun, çözümün ilk adımıdır.
Belki bu akşam eve gittiğinizde büyük değişiklikler yapamayacaksınız.
Ama küçük bir başlangıç yapabilirsiniz.
Telefonunuzu bir kenara bırakın.
Eşinizin gözlerine bakın.
Ona uzun zamandır sormadığınız bir soruyu sorun.
Ve cevabını gerçekten dinleyin.
Belki de evliliğinizin ihtiyacı olan şey büyük mucizeler değildir.
Yıllar önce sizi birbirinize yaklaştıran o küçük özeni yeniden hatırlamaktır.
Çünkü evlilikler büyük fırtınalarda değil, çoğu zaman uzun süren ihmallerde yorulur.
Ama emek verilen hiçbir ilişki, yorgunluğuyla baş başa kalmaya mahkûm değildir.
Yeter ki iki insan, birbirine yeniden yürümeyi seçsin.
Ve unutmayalım…
Bir evliliği yıkan son damla değildir; o damlayı taşıyamayacak kadar uzun süre birikmiş olan sessiz yorgunluktur.
–¦—¦—¦–
Şenay GÜL
Sosyolog Uzman Aile Danışmanı / 25 Ağustos 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.