♦♦♦- KÖŞE YAZISI / Yakup ORAKÇI / 28 Eylül 2026 -♦♦♦
♦♦♦ … Mesele insan hayatı. Ve insan hayatının söz konusu olduğu yerde; devlet beklemez. Devletin makamındakiler mazeret üretmez. Devletin makamındakiler tedbir alır. … ♦♦♦
Tokat-Sivas yolundaki tablo yalnızca bir yol meselesi değildir. Bu, bürokrasinin sorumluluk alma, siyasetin takip etme, işletmenin de kamuya karşı yükümlülüğünü yerine getirme meselesidir.
Tokat’ın Sivas çıkışında aylardır gözümüzün önünde duran bir manzara var.
Duble yol var.
Ama yolun bir bölümünde bir şerit fiilen kullanılamaz hale gelmiş durumda.
Bölgede faaliyet gösteren maden işletmesinin bulunduğu kesimde yola doğru gelen taş, toprak ve benzeri malzemelerin şeridi etkilediği görülüyor.
Peşinen kimseyi suçlamıyoruz.
Ama devlet ciddiyeti adına soruyoruz:
Bu yol neden aylardır bu halde?
Eğer sorun maden işletmesinden kaynaklanıyorsa gereği neden yaptırılmıyor?
İşletmeye gerekli tebligat ve uyarılar yapıldıysa neden sonuç alınmıyor?
Sorun başka bir sebepten kaynaklanıyorsa kamuoyu neden bilgilendirilmiyor?
Ve en önemlisi:
Bir şeridin güvenli kullanımını etkileyen bu tabloyu ortadan kaldırmak için neden hâlâ kalıcı bir çözüm ortaya konulmuyor?
Bunlar cevapsız bırakılacak sorular değildir.
Çünkü söz konusu olan sadece yol değildir.
Söz konusu olan insan hayatıdır.
DEVLETİN GÖREVİ KAZADAN SONRA TUTANAK TUTMAK DEĞİLDİR
Devlet dediğimiz yapı, vatandaş başına bir felaket geldikten sonra ortaya çıkan mekanizmanın adı değildir.
Devlet, felaket gelmeden önce orada olandır.
Tehlikeyi görür.
Tedbirini alır.
Denetler.
Uyarır.
Gereğini yaptırır.
Sonucunu takip eder.
Kamu yönetiminin özü budur.
Allah muhafaza yarın bu noktada ölümlü bir trafik kazası meydana gelirse ne olacak?
Herkes mevzuattan kendisine bir çıkış kapısı mı arayacak?
Bir kurum diğerini mi gösterecek?
İşletme “Benim sorumluluğum değildi” mi diyecek?
Bürokrasi “Yazışmalarımız devam ediyordu” mu diyecek?
Siyasetçi “Ben gerekli yerlere söyledim” mi diyecek?
Bunların hiçbirinin, kaybedilmiş bir canın ardından kıymeti yoktur.
Devlet kaza olduktan sonra sorumlu aramakla değil, kaza olmadan sorumluluk almakla büyüktür.
BÜROKRATLIK KOLTUK DEĞİL, SORUMLULUK MAKAMIDIR
Buradan ilgili bürokrasiye açıkça sesleniyoruz:
Devletin makamları sadece yazışma yapmak için verilmez.
O makamlarla beraber yetki verilir.
Yetkiyle beraber sorumluluk verilir.
Sorumlulukla beraber de gerektiğinde inisiyatif alma mecburiyeti doğar.
Vatandaşın can güvenliğini ilgilendiren bir mesele aylarca ortada duruyorsa bürokratın “Bana resmi yazı gelmedi” deme lüksü olmamalıdır.
Sahaya çıkacaksınız.
Göreceksiniz.
Tespit edeceksiniz.
Yetkiniz varsa çözeceksiniz.
Yetkiniz yetmiyorsa üst makamdan isteyeceksiniz.
Başka kurumun göreviyse o kurumu harekete geçireceksiniz.
İşletmenin sorumluluğu varsa gereğini yaptıracaksınız.
Ama neticede vatandaşın önüne mazeret değil, çözüm koyacaksınız.
Çünkü devlet yönetiminde başarının ölçüsü kaç evrak imzalandığı değil, kaç meselenin çözüldüğüdür.
BÜROKRASİNİN İHMAL ETTİĞİ HER MESELE SİYASETİN ÖNÜNE GELİR
Bir çift sözümüz de Tokat siyasetçilerine.
Siyasetçinin işi Karayollarının greyderini kullanmak değildir.
Mühendisin yerine proje çizmek de değildir.
Fakat siyasetçi şunu bilmelidir:
Bürokrasinin çözemediği her mesele eninde sonunda siyasetin kapısına dayanır.
Çünkü bürokrat köy kahvesine girdiğinde vatandaş onu tanımayabilir.
Ama milletvekilini tanır.
Belediye başkanını tanır.
İl başkanını tanır.
Seçim zamanı karşısına gelen siyasetçiyi tanır.
Dolayısıyla bürokrasinin yapmadığı işin siyasi faturasını vatandaş çoğu zaman seçilmişlere keser.
Bizim Anadolu tabiriyle:
Bürokrasi işi savsaklarsa, arazide dayağı siyasetçi yer.
O nedenle Tokat siyasetçisi de sadece “Talimat verdik, ilgileniyorlar” dememeli.
Takip etmeli.
Sonucunu sormalı.
“Ne yaptınız?” demeli.
“Ne zaman bitecek?” demeli.
Ve gerekiyorsa bürokratın masasından kalkıp beraber sahaya gitmeli.
Siyasetin görevi bürokrasinin işine müdahale etmek değil; devlet mekanizmasının vatandaş lehine çalışıp çalışmadığını takip etmektir.
MADEN İŞLETMESİ PARA KAZANIRKEN BU ŞEHRİN YOLUNU DA İNSANINI DA DÜŞÜNECEK
Maden işletmelerine karşı değiliz.
Üretime karşı hiç değiliz.
Tokat’ın yatırımcıya, üretime, istihdama ihtiyacı var.
Kazma vurulsun.
Üretim yapılsın.
İnsanımıza iş verilsin.
Tokat kazansın.
Türkiye kazansın.
Fakat ticaretin ve üretimin değişmez bir kuralı vardır:
Kazanç özel olabilir ama ortaya çıkardığınız risk topluma yüklenemez.
Eğer yapılacak teknik incelemede yola gelen malzemenin maden işletmesinin faaliyetinden kaynaklandığı tespit edilirse, işletme bunun gereğini eksiksiz yerine getirmelidir.
Maliyet hesabı yapılmamalıdır.
Çünkü insan hayatının maliyet hesabı olmaz.
Gerekirse şev düzenlenecek.
Gerekirse istinat yapılacak.
Gerekirse drenaj kurulacak.
Gerekirse koruyucu bariyer yapılacak.
Gerekirse yol sürekli temizlenecek.
Teknik olarak ne gerekiyorsa yapılacak.
Ruhsat, yatırımcıya üretim hakkı verir; kamu güvenliğini tehlikeye atma hakkı vermez.
Devlet Makamında oturanlar yatırımcının karşısında engel değil, rehber olmalı; fakat vatandaşının güvenliği söz konusu olduğunda tavizsiz davranmalıdır.
Devlet adamlığı bunu gerektirir.
KIŞ GELİYOR; MAZERET MEVSİMİ DEĞİL, TEDBİR ZAMANI
Üstelik önümüzde kış var.
Tokat’ın kışını hepimiz biliyoruz.
Kar gelecek.
Yağmur gelecek.
Don olacak.
Buzlanma olacak.
Görüş mesafesi düşecek.
Bugün gündüz gözüyle fark edilen bir risk, kış gecesinde ölümcül hale gelebilir.
Bugün temizlenmeyen malzeme yarın yağışla daha fazla yola taşınabilir.
İşte devlet aklı tam burada devreye girer.
Kış geldikten sonra değil, gelmeden önce.
VALİLİK, KARAYOLLARI, İLGİLİ KURUMLAR VE İŞLETME AYNI NOKTADA BULUŞSUN
Sadece eleştirmiyoruz.
Çözümü de söylüyoruz.
Bu mesele kurumlar arasında yazışmaya boğulmasın.
İlgili kamu kurumları, Karayolları ve işletme temsilcileri gerekirse aynı gün o noktada buluşsun.
Yerinde teknik inceleme yapılsın.
Sorunun gerçek kaynağı resmi olarak tespit edilsin.
Sorumluluk kime aitse açıkça ortaya konulsun.
Acil tedbirler derhal alınsın.
Ardından kalıcı çözüm için süre belirlensin.
Ve kamuoyuna da:
“Şu sorun vardı, şu tedbirleri aldık, şu tarihte tamamen çözüyoruz”
denilsin.
İşte devlet ciddiyeti budur.
BİR CAN YANDIKTAN SONRA HİÇBİR AÇIKLAMANIN KIYMETİ YOKTUR
Biz bugün yazıyoruz.
Çünkü yarın “Neden kimse uyarmadı?” denilmesini istemiyoruz.
Siyasetçiyi uyarıyoruz.
Bürokratı uyarıyoruz.
İşletmeyi uyarıyoruz.
Ama hiç kimseyi mahkûm etmiyoruz.
Tam tersine herkesi görevini yapmaya davet ediyoruz.
Çünkü Allah korusun yarın orada bir insanımız hayatını kaybederse bunun ardından yapılacak hiçbir basın açıklaması, hiçbir soruşturma, hiçbir mazeret o canı geri getirmeyecek.
O nedenle devletin bütün kurumlarına yakışan şudur:
Kaza beklemeyin.
Şikâyet beklemeyin.
Talimat beklemeyin.
Tehlikeyi görüyorsanız harekete geçin.
Maden işletmesine de çağrımız aynı açıklıktadır:
Sorun sizin faaliyetinizden kaynaklanıyorsa devletin gelip size söylemesini beklemeden gereğini yapın.
Çünkü sorumlu işletmecilik de bunu gerektirir.
Tokat siyasetçisine de son sözümüz:
Bürokrasiyi yalnız görevlendirmeyin, sonucunu takip edin.
Çünkü yarın vatandaş bürokrata değil, size soracak.
DEVLETİN MAKAMIN OTURANLARIN BÜYÜKLÜĞÜ, VATANDAŞININ ÖNÜNDEKİ TAŞI KAZA OLMADAN KALDIRABİLMESİDİR
Büyük işler yapmak yalnız büyük yollar, köprüler, tüneller yapmak değildir.
Büyük devletin makamında olmak, yapılan yolun güvenliğini de koruyabilmektir.
Bazen devletin itibarı milyarlık bir yatırımda değil, vatandaşın önündeki bir avuç taşın zamanında kaldırılmasında saklıdır.
Çağrımız nettir:
Tokat-Sivas yolundaki bu mesele daha fazla bekletilmemelidir.
Kimin sorumluluğundaysa gereği yapılmalıdır.
İşletmenin yapması gereken varsa yaptırılmalıdır.
Bürokrasinin alması gereken tedbir varsa bugün alınmalıdır.
Siyaset de bunun takipçisi olmalıdır.
Çünkü devlet yönetiminde iki kelime birbirinden çok farklıdır:
“Olmuştu.” ve “Önledik.”
Biz Tokat’ta yarın “olmuştu” diye haber yapmak istemiyoruz.
Bugün “önledik” diyebilecek bir devlet iradesi görmek istiyoruz.
Çünkü mesele siyaset değil.
Mesele bürokrasi değil.
Mesele bir maden işletmesi de değil.
Mesele insan hayatı.
Ve insan hayatının söz konusu olduğu yerde;
devlet beklemez.
Devletin makamındakiler mazeret üretmez.
Devletin makamındakiler tedbir alır.
***
Yakup ORAKÇI / 28 Eylül 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.