KÖŞE YAZISI ¦ Sessizlik de Bir İletişimdir 2 / 25 Temmuz 2026
KÖŞE YAZISI ¦ Sessizlik de Bir İletişimdir 2 / 07 Ağustos 2026
İnsan konuşarak anlaşır, deriz. Oysa çoğu zaman bizi en çok yaralayan şey söylenen sözler değil, söylenmeyenlerdir.
Çünkü sessizlik de konuşur.
Evin içinde birbirine “Günaydın” diyen iki insan, aslında kilometrelerce uzakta olabilir. Bir başka evde ise tek kelime edilmeden kurulan bir göz teması, saatler süren sohbetlerden daha güçlü bir bağ kurabilir. Demek ki mesele konuşmanın miktarı değil; sessizliğin ne anlattığıdır.
Her sessizlik aynı değildir.
Bazen sessizlik huzurdur. Güvenin en olgun hâlidir. Yan yana otururken konuşma ihtiyacı hissetmemektir. İnsan, kendini gerçekten ait hissettiği yerde sessizlikten korkmaz.
Ama bazen sessizlik cezadır.
Cevap vermemek…
Yüzünü çevirmek…
Sorulan soruları duymamış gibi yapmak…
Göz teması kurmamak…
Bunların hiçbiri “hiçbir şey” değildir. Bunların her biri güçlü bir mesaj taşır. Üstelik çoğu zaman sözcüklerden daha ağırdır.
Aile danışmanlığı sürecinde sıkça karşılaştığım bir cümle vardır:
“Artık kavga bile etmiyoruz.”
Dışarıdan bakıldığında bu cümle olumlu gibi görünür. Oysa çoğu zaman bu, ilişkinin iyileştiğini değil; tarafların mücadele etmeyi bıraktığını gösterir.
Çünkü kavga eden insanlar hâlâ birbirlerine ulaşmaya çalışırlar.
Sessizleşenler ise çoğu zaman umutlarını kaybetmeye başlamıştır.
İletişim yalnızca konuşmak değildir. Susuşun da bir dili vardır.
Eşiniz size soru sormayı bıraktıysa…
Gününün nasıl geçtiğini merak etmiyorsa…
Sevinçlerini sizinle paylaşmıyorsa…
Üzüldüğünde sizden destek istemiyorsa…
Belki de ilişkinizde en yüksek ses, o sessizliğin içindedir.
Modern hayat bize sürekli konuşmayı öğretiyor; daha çok anlatmayı, daha çok paylaşmayı, daha çok görünür olmayı…
Ama kimse bize sessizliği dinlemeyi öğretmiyor.
Oysa danışmanlık odasında bazen en önemli cümleler kurulmaz.
Bir eşin gözlerini kaçırması…
Diğerinin derin bir nefes alması…
Dakikalarca süren bir suskunluk…
Bazen bunlar, saatlerce anlatılan hikâyelerden daha fazla bilgi verir.
Sessizlik; bastırılmış öfkenin de dili olabilir, kırgınlığın da…
Kabul edilemeyen bir acının da, tükenmiş bir sevginin de…
Bu yüzden bir ilişkinin sağlığını yalnızca konuşulan kelimelerle ölçemeyiz. Aradaki sessizliklerin anlamını da okumayı öğrenmeliyiz.
Bugün kendinize şu soruyu sorun:
Evimdeki sessizlik huzurun sesi mi, yoksa uzaklaşmanın habercisi mi?
Çünkü ilişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, uzun süren sessizliklerle yıpranır.
Ve unutmayalım…
Sessizlik bazen dinlenmektir.
Bazen düşünmektir.
Bazen saygıdır.
Ama bazen de yardım çığlığıdır.
Önemli olan, o sessizliğin bize ne anlatmaya çalıştığını duyabilmektir.
–¦—¦—¦–
Şenay GÜL
Sosyolog Uzman Aile Danışmanı / 07 Ağustos 2026
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.