DEĞİŞİMİ KENDİMİZDE BAŞLATALIM…

AŞIK VEYSEL NEDEN.! Ben ölünce mezarıma Asla taş koymayın, Çimento dökmeyin dedi..! TRT arşivinden kısacık bir görüntü izledim az önce. Acaip karizma sesli bir spiker Aşık Veysel’le röportaj yapıyor. Soru..

DEĞİŞİMİ KENDİMİZDE BAŞLATALIM…
Yayınlanma: Güncelleme:

AŞIK VEYSEL NEDEN.!
Ben ölünce mezarıma
Asla taş koymayın,
Çimento dökmeyin dedi..!

TRT arşivinden kısacık bir görüntü izledim az önce.
Acaip karizma sesli bir spiker Aşık Veysel’le röportaj yapıyor.
Soru şu: Ben ölünce mezarıma asla taş koymayın, çimento dökmeyin demişsiniz. Neden acaba.!

Elinde bağlaması,
hafif kamburunu çıkarmış,
üstünde yelekli gri takım elbisesi,
İçinde boğazına kadar
İliklediği beyaz gömleği,
Başında hafif geriye ittiği şapkası,
O her zamanki sakin, insanın
İçine işleyen masumiyetiyle konuşuyor.
– Eğer gözlerim olaydı
ben toprağı göremeyecektim.
– Özelliklerinin farkında olmayacaktım.
– Çiğneyip geçecektim toprağı.
– Ben öldükten sonra
– Üzerimde otlar bitsin, çiçekler açsın.
Taş kapatır. Çimento örter.
Hiç kimse istifade edemez.
Benim toprağım da milletime hizmet etsin.
Orada biten otlardan koyun yesin et olsun,
kuzu yesin süt olsun, arı yesin bal olsun.
Yoksa taşın altına yatmakla bir faydam olmaz.

Ya, çenem titreye titreye ağladım izlerken.
Bu nasıl bir yürektir, nasıl bir bakış açısıdır.
Nasıl bir “gönül gözüdür”…
Biz şimdi habire memleketin halinden
şikayet ediyoruz, başımıza gelenlerden
şikayet ediyoruz da…
Soruyorum kendime,
Peki biz kendimiz,
Millete hizmet için ne yapıyoruz?

Sivas’ın bir köyünde dünyaya gelen,
gözleri görmeyen bir ozan,
bundan elli yıl önce,
onca yazdığı türküyle,
şiirle, maniyle yetinmemiş;
öldükten sonra” bile milletine
nasıl hizmet edebilir diye kafa yorarken…
Biz bugün “Milletime nasıl hizmet edeyim”
sorusunu kendimize soruyor muyuz?
Sormuyorsak şikayet etmeye hakkımız var mı?
“Hayal ettiğiniz değişim siz olun” der ya Gandhi.!
Zaman, bizi en çok rahatsız eden
ne ise, onun tam tersini olma zamanı.
Değişimin başlayacağı yer tam da bu.

Toprağın kadrini kıymetini
bilmek için ille de kör olmak gerekmiyor.
O verimli, o güzelim toprağın üstünü
doyumsuz bir vurdumduymazlıkla çimento
ile kaplayınca, upuzuuun binalar dikip, içine
insanları dipdibe istifleyince kolaylaşmayacak hayat.
Üstüne bastığımız her bir karış toprağı,
yolda yanından geçtiğimiz her bir insanı,
kendi özümüz kadar sevmeden değişmeyecek bu düzen.
Hadi ben susayım,
Veysel’im konuşsun, kurban olduğum:

Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar
Gökyüzünde dalgalanır seslerim

Ne zaman toprakla birleşir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım

Evvel de topraktır sonra da adım
Geldim gittim bu sahnede oynadım
Türlü türlü tebdilata uğradım
Gahi viran şen olurdu postlarım

Benden ayrılınca kin ve buğuzum
Herkese güzellik gösterir yüzüm
Topraktır cesedim güneştir özüm
Hava yağmur uyandırır hislerim

Alimler alemi ölçer biçerler
Hamını hasını eler seçerler
Bu dünya fanidir konar göçerler
Veysel der ki gel barışak küslerim

“Gel barışak küslerim…”
Et ol, süt ol, bal ol,
toprağın ta kendisi ol.!
Büyük üstat; Aşık Veysel,
Kara toprağı, senin kadar,
Güzel anlatanı hiç duymadım.
Allah Rahmet Eğlesin
Mekanı Cennet Olsun.

ATİLLA YAMAN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.